Keşke bekar olsaydım... Keşke sevgilim olsaydı... Öyle ya da böyle diğer tarafta olmaya özeniyoruz. İşte çelişki, her yerde, her zaman!
Önceleri MBA yaptık, yani "Married But Available: Evli ama Müsait". Evli olmanın herhangi bir "şeyi" engellemediğini savunanlar, her tür ahlak sınırını da zorladılar. Şimdilerdeyse, aseksüellik zirvedeki yerini kaybetmeye başladı. Artık gençler son dönemlerin modası SAP'tan da (yani Single And Proud/Bekar ve Gururlu) vazgeçmeye başladılar. Yaldızlarını kazıdığımız zaman, bekar olanların içten içe bir sevgilinin eşliğini özlediklerini, çift olanlarınsa bekar hayata gıptayla baktıklarını gördük.
Yani herkes elinde olmayanı istiyor ve avucundakinin değerini yeterince bilmiyor. Herkes karşı penceredekine özeniyor, kendi camından dışarı bakmak istiyor, işte biri bekar, biri ilişkide olan iki kadının hayatının karşı karşıya geldiği anlar...
SABAHLARI
Sevgilim Olsaydı...
• Ağzımdan çıkan ilk kelimeyi, servise gelen kapıcım değil, o duyardı: "Günaydın."
• Duşta bana eşlik ederdi ve işe geç kalmak için harika bir nedenim olurdu.
• Çilekli duş jelime "Harika kokuyor" derdi.
• Diş fırçam tek başına kalmazdı.
Bekar olsaydım...
• Sabah yavaşça ve sessizlik içinde gerinerek uyanırdım. "Siyah takımım nerede? Hani şu gri çizgili olan! Görmedin mi?" sözlerini duymak, cevaplamak ve hatta kalkıp o takımı aramak zorunda kalmazdım.
• Banyodaki aynanın buharını 20 saniyede bir silmek zorunda kalmadan, eye-liner'ımı sürebilirdim.
• Dior kırışıklık kremimin içinde sadece benim parmak izlerim olurdu.
• Diş macunum, ortadan sıkılmış ve buruşuk şekilde bir köşede yatmazdı.
AKŞAM YEMEĞİNDE
Sevgilim Olsaydı...
• Telefonum çaldığında, yalnız yemek yiyorsam, şöyle bir mesaj gelirdi: "Sevgilim, bu akşam için sana bir sürprizim var." Bıktım mağazalardan gelen indirim mesajlarından.
• Taze zencefilli, ballı somon tarifimi tadacak birisi olurdu.
• Açmakla zorlandığım konserve kavanozunu güçlü parmaklarıyla çabucak açardı.
• Restoranın en iyi yerinde, romantik bir masada otururdum; tek başıma olduğum için en dipteki köşeye saklanmak zorunda kalmazdim.
• Hem kendi tabağımdaki hem de onun tabağındaki tatlıyı deneyebilirdim.
Bekar olsaydım...
• Telefonuma gelen 10 aramanın 9'u sevgilimse, bu kesinlikle beni özlediğinden değil, bir sorun olduğundandır.
• Kendime akşam için bir tabak salata hazırlardım, yanına da yeşil çay: Minimum hazırlık, minimum kilo, minimum bulaşık.
• Kolumun altındaki, açamadığım konserve kavanozu, yeni taşınan alt komşuma "Merhaba" demek için iyi bir hahane olurdu.
• Dolapta her zaman Danette kalırdı. Canım tatlı istediğinde yiyebilirdim, kimse bitirip de yenisini almamazlık etmezdi.
• Rejimimi daha rahat uygulayabilirdim.
AİLE İÇİNDE
Sevgilim Olsaydı...
• Annem beni rahat bırakırdı: "Hâlâ kimseyi bulamadın mı? Arkadaşım Sema'nın kızı Melis'in de artık bir sevgilisi var. Üzülüyorum, belki de biz seni birileriyle tanıştırmalıyız" deyip durmazdı.
• 80 yaşındaki anneannem beni sorgulamayı bırakırdı: "Herhalde dışarı pek çıkmıyorsun, kimseyi bulamadığına göre!"
Bekar olsaydım...
• Annem beni rahat bırakırdı: "Beş yıldır birliktesiniz: artık herhalde evlenmeyi düşünüyorsunuzdur. Bu yaz olabilir mi? Yani anneanne olmayı hayal ettiğimden değil tabii ki..."
• 80 yaşındaki anneannem heni sorgulamayı bırakırdı: "Bu yıl da evlenmeyecek misiniz?"
PAZAR GÜNLERİ
Sevgilim Olsaydı...
• Giyinmek için bir sebebim olurdu.
• Yatakta kalmak için harika bir mazeretim olurdu!
• Bana kahvaltı hazırlardı. Omlet, tost, kuru kayısılar ve taze sıkılmış portakal suyu.
Bekar olsaydım...
• Bütün gün pijamalarımla oturabilirdim!.
• Gazete okurdum, yazı yazardım, resim yapardım. Tabii yatağımda.
• Onun annesinin fırında makarnasını yemek zorunda kalmazdım.
TATİLDE
Sevgilim olsaydı...
• Tek sorum "Nerede?" olurdu, "Kiminle?" değil.
• Grup içinde çift olurdum.
• Daha sık tatile giderdim. "Tek başınasın, kimseye hesap vermen gerekmiyor" lafları canımı sıkmazdı.
Bekar olsaydım...
• İstediğimle istediğim yere giderdim.
• Onun ailesinin evinde geçirdiğimiz günler "tatil" sayılmazdı.
• Daha sık tatile giderdim. Şimdilik yılda bir kez gidebiliyorum çünkü onun beğendiği teknolojik aletlere de para harcıyorum.
EVDE
Sevgilim olsaydı...
• Dairem 20 metrekare daha büyük olurdu.
• Kimse yeni Louis Vuitton çantama bakıp, "Tabii tek başınasın, paranı bunlara harcayabilirsin" diyemezdi.
• Çöpü o çıkarırdı.
• Seksi iç çamaşırları almak için bir nedenim olurdu.
• Beni arayanlar, toplantı saatini haber veren sekreter veya annemle sınırlı olmazdı.
• Yılbaşında en azından hoşuma giden bir hediye alırdım.
• Televizyondaki acınası çöpçatan programlarını seyretmek ve tek başıma gülmek zorunda kalmazdım.
• Ben yokken kedime bakacak biri olurdu.
• Banyonun dört duvarını mora boyamamı engelleyecek biri olurdu.
• Sarılmalar, yanağımı okşamalar, öpücükler... Bunları her gün yaşardım.
Bekar olsaydım...
• Salonuma dans etmek için bir bar yerleştirebilirdim.
• Yeni Louis Vuitton çantama bakıp da kimse "Bu çılgınlık, kaça mal oldu?" diye sormazdı.
• Daha az çöpüm olurdu, daha az çöpü indirirdim.
• Seksi iç çamaşırlarımı giysem de, ağda olmadan yaşayabilirdim.
• Telefonda "Ekmek aldın mı?", "Biletlere baktım; en ucuzu 140 YTL, simdi ne yapacağız?" veya "Benim Zara'daki bedenimi biliyor musun?" türü cümlelerden başka şeyler de duyardım.
• Akşamları istediğim diziyi seyredip, istediğim gibi zırlayabilirdim.
• Bir kedim olurdu.
• Odamın renkleri, fosforlu sarı ve turuncu olurdu, "Peki tamam, beyaz olsun" demem gerekmezdi.
• Banyonun küveti bana kalırdı ve ne zaman istesem suda saatlerce keyif yapabilirdim.
SİNEMADA
Sevgilim olsaydı...
• Bilet sırasında tek başıma olmazdım. Herkes bana bakıyor diye paranoyak olmam gerekmezdi.
• Testere 4'ü seyrederken elimi tutacak biri olurdu.
• Filmden sonra sohbet edecek ve filmi tartışacak biri olurdu.
Bekar olsaydım...
• Film öncesi reklamları salondaki yerimde rahatça seyrederdim. Dışarıda saatime bakarak "Of, yine geç kaldı!" diye volta atmam gerekmezdi.
• Testere 4'ü hiç seyretmezdim ve kesinlikle daha rahat uyurdum.
• Kimse benim filmle ilgili kendi versiyonuma karşı çıkmazdı: "Sana söylüyorum, kadın sadece kayboldu, ölmedi!"
ARKADAŞLARLA
Sevgilim olsaydı...
• Yemek sırasında sevgilimin yanında otururdum, yeni boşanan Mustafa'nın yanında değil.
• Birisi bana yan gözle baktığında, elini belime koyup, etraftakilere beni kolladığını gösterirdi.
• Onun çevresi benim de çevrem olurdu; bir sürü yeni insanla tanışırdım.
• Sevgilisi olan kadınların rahatsız edici bakışlarından kurtulurdum.
Bekar olsaydım...
• Sevgilisinden ayrılan seksi esmerin yanına otururdum.
• Çok şık bir dekolte giyerdim ve bakışlardan rahatsız olmazdım.
• Değişik bir sosyal hayatım olurdu. Etrafımdaki erkekleri kendi kriterlerime göre sınıflardım: eskiler, yeniler, hoşuma gidenler.
• Kıskançlık hislerimden kurtulurdum.
AKŞAMLARI
Sevgilim olsaydı...
• Televizyon seyretmekten başka işlerim de olurdu.
• Onun dudaklarında bir gülümsemeyle eve gelmesini beklerdim.
• Onun dizlerine otururdum, elleri de saçlarımda olurdu.
• Sevdiğimi bildiği için beni tiyatroya götürürdü.
• Akşamları dışarı "çift" olarak çıkardık. Yalnız hiçbir şey yapmazdım. Hep "çift" olurdum.
Bekar olsaydım...
• Eleştirilere ve dalga geçmelere maruz kalmadan, Desperate Houseviwes'ı seyredebilirdim.
• Hiç suçluluk duymadan kanapeye yayılır kalırdım.
• Kucağımda Nutella kavanozu, elimde kaşık, televizyon izlerdim.
• Fenerbahçe'nin bu sezon yeni transferlerini bilmem gerekmezdi.
• İstediğim gibi giyinirdim. Arkadaşlarıma ayıracak vaktim olurdu.
• 19:00'da dans, 21:00'de sinema, 23:00'de konser. Ben, ben, ben!
GECE
Sevgilim olsaydı...
• Eve çabucak dönmek için bir sebebim olurdu.
• Daha fazla sevilirdim ve kendimle daha fazla ilgilenirdim, insanın kendi vücudunu keşfetmesi için aşık bir erkekten daha iyi ne olabilir ki!
• Ayaklarım daha az üşürdü.
• Uyurken yüzümü, boynuna gömerdim.
• Karanlıkta, başımız yastıkta, sohbet ederdik.
• Bir çocuk sahibi olmayı ciddi ciddi düşünürdüm.
• Geceyi yoğun geçirdiğimiz için, sabah ofise gözlerim şiş gelirdim.
Bekar olsaydım...
• Her zaman partiden en geç ben ayrılırdım. Hatta kimseye söylemem gerekmeden, arkadaşlarımda kalabilirdim.
• Yatakta çapraz yatar, istediğim kadar yer kaplardım.
• Yüzümü canım istediği için yastığa gömerdim, birinin horlamasını duymamak için değil.
• Gizemli ve seksi olurdum: Kimse geceyi kiminle geçirdiğimi anlayamazdı.
• Uzun süre ışığı açık bırakıp kitap okuyabilirdim.
• O gece hangi kulüpte eğleneceğimi ciddi ciddi düşünürdüm.
• Akşam o kulüp senin bu bar benim gezdiğim için sabah ofise gözlerim şiş gelirdim.
AYRICA
Sevgilim olsaydı...
• Sözler verirdim. Uzun vadeli sözler konusunda iyi olduğumu biliyorum.
• Beni dinleyen biri olurdu.
• Birini "tek geçerdim".
• Savunmasız olma şansım olurdu.
• Her gece beni seven ve bana saygı duyan birinin kollarında uyurdum.
• Hayatımı iki kişilik programladığım için daha dikkatli olurdum, "Aksilikleri iki kişi yaşayacağız ve ben kendimden başka onu da düşünmeliyim" derdim kendi kendime.
• İnsanlar artık özel hayatıma karışamazlardı.
• Artık kimse, bana birilerini ayarlamak için kafa yormak zorunda kalmazdı.
• En azından sinirlenebileceğim birisi olurdu.
• Bağımsız kalırdım.
• Bana gıpta ederlerdi.
Bekar olsaydım...
• Dilediğimce "ayran gönüllü" olabilirdim.
• Hiçbir şeye bağlanmam gerekmezdi. Birkaç ay piyano dersi alırdım, sonra paraşütle atlamayı denerdim, aklıma eserse sırt çantamı alıp tatile çıkardım.
• Kimsenin fikrini sormak zorunda kalmazdım.
• Herhangi bir zamanda aşık olabilirdim.
• Sadece kendimden sorumlu olurdum.
• Bir süreliğine yurtdışında bir yerde yaşardım, orada bir sürü sevgilim olurdu ve her yeri gezip görürdüm.
• Birçok şeyi öngörebilirdim çünkü sadece kendimden sorumlu olurdum. Hayatımı kendi istediğim şekilde, olması gerektiği gibi planlayabilirdim.
• "Evet, o da çok iyi, bu aralar işleri yoğun" demek dışında anlatacak daha heyecanlı şeylerim olurdu.
• İstediğim kadar yakınabilirdim.
• Bundan sonra hiçbir şey ve hiç kimse için sinirlenmezdim.
• Bağımsız olurdum.
• Özgür olurdum.
• Bana gıpta ederlerdi.