Genckolik.Net

Genckolik.Net » KADINIM BEN » Kariyer » Öfke krizlerine yenik düşmeyin!

Kontör Reklamı


Öfke krizlerine yenik düşmeyin!

Kariyer içinde Öfke krizlerine yenik düşmeyin! konusu , Yoğun iş temposu, aile hayatı ve modern zamanın getirdikleri, kadınların zaman zaman öfkelerini kontrol edememelerine yol açıyor... Şu artık çok açık: Hepimiz sı...

Cevapla
Seçenekler Stil
Öfke krizlerine yenik düşmeyin!
Alt 11-09-08, 14:14   #1 (permalink)
ABD mallarını boykot . . .


mp3 indir
Öfke krizlerine yenik düşmeyin!

Yoğun iş temposu, aile hayatı ve modern zamanın getirdikleri, kadınların zaman zaman öfkelerini kontrol edememelerine yol açıyor...


Şu artık çok açık: Hepimiz sınırlarda dolaşıyoruz. Nereye gitsek, en ufak bir mesele için bile çileden çıkan birileriyle karşılaşıyoruz. Ofisteki asabiyet hali çoğumuzu olumsuz etkiliyor. Yarıdan fazlamız ise hayatında en az bir kez bir mağazada sinir krizi geçirmiş.

Eskiden bu kadar sinirli değildik; bundan on yıl kadar önce, telefonda ya da İste öfke krizlerine kapılmıyorduk. Oysa şimdi bu durum o kadar sıradan hale geldi ki, günlük sohbetlerimizde de sık sık yer alır oldu.

Kadınların kendilerinden ve başkalarından beklentileri arttıkça, beraberinde gelen baskı da arttı. Ve sonunda öfke krizleri sosyal bir fenomene dönüştü. Bizim gibi her şeyi isteyen ve elde eden hırslı yaratıklar, acaba aynı zamanda kontrol edilemez bir öfkeye mi sahip oldular?

Problem şu ki, biz kızlar öfkemizi gösterecek şekilde yetiştirilmedik. Dolayısıyla, yetişkin birer kadın haline geldiğimizde onunla nasıl başa çıkabileceğimizi bilemedik. Spor vasıtasıyla hayal kırıklıklarından kurtulmayı öğrenen, bir kerede bir tek şey düşünen ve kendilerini hemen ve direkt olarak ifade eden erkeklerin aksine, biz öfkemizi bastırmayı öğrendik ve işte bu yüzden biriktirip biriktirip, sonra küçücük bir şey için kıyametleri koparıyoruz.

Terapist Sue Parker Hail, “Öfke, sinir ve ilişkiler: Öfke yönetimine empatik bir bakış” adlı kitabında, pozitif bir duygu olan öfkeyi, negatif bir duygu olan hiddetten ayırıyor. Hail, "Kızgınlık safi duygudan oluşur ve fiziksel sağlığınızı korumanızı sağlayan dinamik bir enerjidir. Kararlılığınızı, dayanıklılığınızı ve bağlılığınızı ateşlemek için kullanılabilir ve yolunuza çıkan engelleri aşmanızı sağlayabilir. Hiddet ise hayal kırıklığına, içsel tatminsizliğe, stres ve baskı altında hissetmeye karşı bir savunma mekanizmasıdır. Hayat kontrol edilemez hale geldiğinde ortaya çıkar, incinmiş olmanın ve üzüntünün farkında olmanızı önler," diyor.

Daha önceden yaşanıp bastırılmış kızgınlıkların sonucu olan bu hiddet, genelde büyük bir patlamayla gelir ve kızgınlığımızın geçmesini engellemediği gibi, yersiz patlamamız nedeniyle bizi utanç içinde bırakır.

Aynı zamanda ifade edilmemiş uzun süreli incinmenin bir ürünü olan hiddet, ciddi baş ağrıları, kasıntılar ve tükenmişlik hissi gibi sağlık problemlerine de yol açar. Adrenalin ve kortizol seviyelerimizin yükselmesiyle, doğurganlığımızı da olumsuz etkileyebilecek olan testosteron artar ve saç dökülmesi bile ortaya çıkabilir. Eğer bu duygular uzun süre devam ederse, iritabl bağırsak sendromu, bölgesel anemi (bir organa az miktarda kan gitmesi) ve depresyon ortaya çıkabilir.

Bunlara daha pek çok rahatsız edici semptom eşlik edebilir, örneğin bazı kadınlar ciltleriyle uğraşmaya baslar, bazıları sürekli saçlarını çekiştirir, bazıları tırnaklarını yer. Bazılarıysa “kızgın yemek yiyenler” haline gelir. Bir uzman psikoterapist, "yemekte sadece yemek yiyin, kızgınlığınızı ifade etmeyin," diyor. "Bu durumdaki kadınlar, elma ya da cips gibi gevrek ve bolca çiğnenmesi gereken yiyecekleri tercih ederler, çünkü çiğneme hareketi sakinleştirici hormonlar salgılamamızı sağlar. Bir problemle yüzleşmek yerine, kendilerini bir odaya kapatıp, bir paket cips ya da bisküviyi bitirirler."

Ama eğer öfke cinsiyete göre farklılıklar gösteriyorsa, ortama göre de değişebilir, İngiltere'deki öfke Kontrol Merkezi'nden Mike Fisher, "Yapılan araştırmalar, evde sadece kadınların değil, her iki cinsin de daha sinirli olduğunu gösteriyor," diyor. Gerginliğimizi, onu sakince ve mantıklı bir biçimde dile getirmek yerine, pasif agresif davranarak, içselleştirerek ve sonra da partnerimize veya çocuklarımıza yönelterek gösterme eğilimimiz var. Öfke genelde öğrenilmiş bir davranış biçimi olduğundan, bunu bir sonraki nesle de aktarıyoruz.


Ofiste ise öfkemiz genelde ya bastırılıyor ya da ekstrem seviyelerde kendini gösteriyor. Ve bu da kendimizi suçlu ve yine kızgın hissetmemize neden oluyor. Çünkü bu öfke formunu - erkeklerin dünyasındaki erkeksi ifade biçimini - yeni tanımaya ve anlamaya başlıyoruz ve onunla nasıl başa çıkacağımızı çok yavaş öğreniyoruz. Fisher, "Başarılı kadınlar, işlerinde ilerleyebilmek için genelde erkeklerle rekabet etmeleri gerektiğini düşünüyorlar ve bunu yaparken doğuştan gelen dinleme ve empati kurma yani duygusal zekalarını kullanma gibi bazı önemli özelliklerinden vazgeçiyorlar," diyor. "Oysa duygusal zeka, işyerinde IQ’ dan daha önemlidir, ve bunu kullanmayıp erkeksi davranış biçimlerini benimseyerek, kadınlar aslında kendi kuyularını kazıyorlar."

Yani işimiz üzerinde kontrol sağlamak için daha yüksek seviyedeki duygusal zekamızı kullanmak ve ihtiyaçlarımızı daha açık ve objektif bir biçimde ifade etmek yerine iki yoldan birini tercih ediyoruz: Ya domestik pasif agresif eğilimlerimize ağırlık verip, kızgınlığımıza yol açan kişileri suçluyoruz ve onları üstü kapalı bir biçimde küçük düşürüyoruz ya da bağırıp çağırıyor, bir başka deyişle - uzun süreli hayal kırıklıklarımızla birleşince histeriye de dönüşebilecek olan - daha geleneksel agresif erkek davranışını kendimize uyarlıyoruz.

Bu iki davranış biçimi de son derece zararlı, hayal kırıklığına neden oluyor ve genellikle patlama noktasına varan öfke krizleriyle sonuçlanıyor. Fisher'a göre, bu durum ancak kadınların doğuştan gelen yeteneklerini kullanmaları, duygularını ifade edebilmeleri ve drama yaratmadan iletişim kurabilmeleriyle değişebilir, "ihtiyaçlarınızı sakince, açıkça ve gerçekçi bir şekilde dile getirin. Dinlemeyi yeniden öğrenin ve karşınızdaki kişiye sizi dinlediği için teşekkür edin. Eğer gerekiyorsa, aynı fikirde olmadığınızı söyleme hakkınız olduğunu da unutmayın."

Konu ile ilgili danıştığımız bir psikolog, ofisteki esas problemin kadınların 'öfke' ile tanımlanması olduğunu düşünüyor. Ona göre erkekler bu şekilde tanımlanmıyor. "Eğer işte hakkınızı savunuyor, aklınıza geleni direkt söylüyorsanız, 'kavgacı bir sürtük' oluyorsunuz, öyle değilseniz de 'zayıf oluyorsunuz. Eğer öfkenizi ifade ederseniz, bu ya hormonlarınıza ya da fazla duygusal olmanıza bağlanıyor." Ama bu durum, kökleri daha derine inen bir duygunun dışavurumu olan öfkenin çözümü değil. "Dışarıya değil içinize bakmalısınız. Aslında problem, patronunuz, çalışma saatleriniz ya da kocanız değil, içten gelen, ifade edilmemiş bir incinme."

Öyleyse onu kabullenin. Kendinize öfkeli olma izni verin ve ne hissettiğinizi ifade edin. Tabii bunu nasıl yapacağınızı öğrenerek…


Öfkeyle nasıl başa çıkarsınız?
Duygularınıza kulak verin
Kendinize zaman ayırın. Hayatınızın hangi yönlerinin sizi mutsuz ettiğini, hangi eski kırıklıkların onarılmayı beklediğini ve bu konular hakkında ne yapabileceğinizi belirleyin.

Beyninizi yeniden eğitin
Öfke, bir reaksiyon olduğu kadar alışkanlıktır da. Kontrolünüzü kaybettiğiniz bir anı hatırlayın, sonra da bunu asla görmesini istemeyeceğiniz birinin o ana şahit olduğunu hayal edin. Nasıl daha farklı davranabilirdiniz? Bunu düşünün ve bir dahaki sefere öyle davranın. Mantıkdışı isteklere hayır demeyi öğrenin.

Öfkenizle hemen ve yüksek sesle yüzleşin
İçinizde büyümesine izin vermeyin. Derin bir nefes alın ve bırakın gitsin.

Sonuçlarını kontrol edin
Eğer 'kızgın yemek yiyenler' gurubuna dahilseniz çiklet çiğneyin. Sürekli bir yerlerinizi çekiştiriyor veya tırnaklarınızı yiyorsanız stres topu kullanın. Rahatça konuşabileceğiniz insanlardan oluşan bir 'destek grubu' oluşturun ve bir öfke günlüğü yazmaya başlayın. Kendinizden ve başkalarından beklentileriniz gerçekçi olsun.

Evdeki öfke
"Sen asla..." ya da "Sen her zaman..." diye başlayan cümlelerle insanları suçlamayın. "Şöyle yaptığın için incindim," "Şu an seninle konuşamayacak kadar sinirliyim," veya "Sakinleşmem lazım," demeyi öğrenin.

İşteki öfke
Herkesin sizin kadar hırslı veya gayretli olmayabileceği gerçeğini ve kimsenin daha az ya da daha çok önemli olmadığını kabul edin. Diğer insanların bakış açılarına saygı gösterin, farklı bir düşünce düşmanca bir atak değildir. Ve biraz kalın derili olun; bu sadece iş, kişisel olarak almayın. Gerekirse karşınızdaki kişiyi oyalayın ve şöyle deyin; "Bir karar vermeden önce bunu biraz düşüneyim." Yine de işler ters giderse tuvalete gidin ve öfkenizi kendinize ifade edin.

Telefondaki öfke
Bakış açınızı değiştirin, bir telefonun ucunda olduğunuz için ne kadar şanslı olduğunuzu düşünün. Karşınızdaki kişi, siz izin vermediğiniz sürece size hiçbir şey hissettiremez.
TıLSıM isimli üye çevrimiçidir (Online)   Alıntı ile Cevapla
TıLSıM Mesajına Teşekkür Edenler:
Oyun Oyna
Alt 11-09-08, 19:22   #2 (permalink)
ęМҐш-ќА®дśęVĎă


Cevap: Öfke krizlerine yenik düşmeyin!

Oysa şimdi bu durum o kadar sıradan hale geldi ki, günlük sohbetlerimizde de sık sık yer alır oldu.

aynen öyle valla..
KaJMeRaN isimli üye çevrimiçidir (Online)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

İşaretle

Etiketler
düşmeyin!, krizlerine, yenik, öfke

Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
MSN Tuzağına Düşmeyin! paradise İnternet & Messenger Teknik Destek 21 25-06-08 03:20
Aman düşmeyin sakın... DeviL İlaydA Tek Resimleriniz 3 20-04-08 19:37
Bayanlar ! Siz siz olun, sakın bu giyim hatalarına düşmeyin ! Funda Güzellik & Moda 1 22-03-08 20:07
MSN’de bu tuzağa düşmeyin ! man_jaq Msn, Icq, Yahoo Messenger Programları 15 01-07-07 13:54
Sakın Bu Tuzağa Düşmeyin casanowa PC Donanım & Haber ve İncelemeleri 6 15-12-06 01:20



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213